İçeriğe geç

Kediler karanlıkta nasıl görür ?

Kediler Karanlıkta Nasıl Görür? Kayseri’nin Sessiz Gecelerinde Başlayan Bir Hikâye

Kayseri’de kış geceleri başka oluyor. Sokak lambaları bile sanki daha sarı, daha yorgun yanıyor. Evlerin içinden gelen ışıklar perde arkasında titriyor, rüzgâr bazen öyle sert esiyor ki pencere çerçevesi hafifçe inliyor gibi geliyor insana.

O gece defterime sadece tek bir cümle yazmıştım: “Karanlıkta kaybolmaktan korkuyorum.”

O cümlenin yanına küçük bir çizim yapmıştım; gözleri parlak bir kedi. O an neden onu çizdiğimi ben de tam bilmiyordum. Ama sonra her şey o kediyle başladı.

Kediler Karanlıkta Nasıl Görür? O Geceyle Başlayan Merak

Evde ışığı kapattığımda odanın içi tamamen yok olmuyor aslında. Ama benim için öyle hissediliyor. Özellikle yalnız olduğum gecelerde, karanlık sadece bir yokluk değil; ağır bir şey gibi çöküyor.

O gece elektrikler gitti.

İlk başta sıradan bir kesinti sandım. Telefonumun ışığını açtım, etrafa baktım. Kayseri’nin o sert kış gecelerinden biri… Dışarıdan araba sesi bile gelmiyor. Sanki şehir uyumuş da beni unutmuş gibi.

Sonra onu gördüm.

Komşunun kedisi bazen bizim pencerenin önüne gelirdi. O gece de oradaydı. Ama bu kez farklıydı. Ben onu neredeyse hiç ışık olmayan odada görebiliyordum. Hareket ettiğinde gözleri hafifçe parlıyor, sanki karanlığın içinde iki küçük ışık yanıp sönüyordu.

O an içimden geçen ilk şey şuydu: “Kediler karanlıkta nasıl görür?”

Karanlık benim için boşluktu, onun için başka bir dünya

Ben karanlıkta hiçbir şey göremiyordum. Ama o kedi odanın içinde sanki gündüzmüş gibi hareket ediyordu. Masanın kenarına çıkıyor, perdeyi kokluyor, sonra bana bakıyordu.

O bakışta garip bir şey vardı. Ne korku ne de tereddüt… Sadece bir farkındalık.

O an kendimi çok küçük hissettim. Sanki dünya ikiye ayrılmıştı: karanlıkta kaybolan ben ve karanlığın içinde yol bulan o.

O gece defterime ikinci cümleyi yazdım: “Kediler karanlıkta görmüyor, karanlığın içini okuyor gibi.”

Kediler Karanlıkta Nasıl Görür? Bilimle Yüzleştiğim An

Ertesi gün bu merakı susturamadım. Kahvemi alıp internetin derinliklerine daldım. Ama okudukça hayal kırıklığım bile büyüdü. Çünkü olay düşündüğüm kadar “mucizevi” değilmiş.

Kedilerin gözlerinde “tapetum lucidum” denen bir tabaka varmış. Bu tabaka ışığı geri yansıtarak onların daha az ışıkta daha iyi görmesini sağlıyormuş. İnsan gözünden çok daha fazla çubuk hücreye sahip oldukları için de hareketleri çok daha iyi algılıyorlarmış.

Yani aslında karanlıkta görmüyorlardı.

Karanlığı, bizden daha iyi “kullanıyorlardı.”

Bunu okuyunca içimde garip bir hayal kırıklığı oldu. Sanki o gece gördüğüm büyü biraz çözülmüş gibi hissettim. Ama aynı anda başka bir şey de oldu: Daha da büyülendim.

Çünkü mesele artık “süper güç” değil, uyumdu.

Bir kedinin karanlıkta hareket etmesi bana ne öğretti?

Ben hayatımın o döneminde biraz dağınıktım. İşler, planlar, gelecek kaygısı… Hepsi üst üste binmişti. Karanlık benim için sadece gece değil, zihinsel bir sıkışmaydı.

Ama o kedi hiçbir şeyle savaşmıyordu.

Karanlıkla kavga etmiyor, onu kullanıyordu.

O an fark ettim ki ben hep ışık arıyordum. O ise ışığın az olduğu yerde bile yön bulabiliyordu.

Bu düşünce beni hem rahatlattı hem de biraz canımı sıktı. Çünkü insan bazen hayvanlardan öğrendiği şeylerle yüzleşince kendine kızıyor.

Kediler Karanlıkta Nasıl Görür? Bir Gece Yürüyüşü ve Sessiz Karşılaşma

Birkaç gün sonra yine geç bir saatte dışarı çıktım. Kayseri’nin o sert soğuğu yüzüme vuruyordu. Nefesim buhar olup kayboluyordu.

Mahalle sessizdi.

Bir ara sokaktan geçerken onu tekrar gördüm. Aynı kedi.

Bu kez sokak lambasının altındaydı. Ama ışık ona yetmiyordu sanki. Birden karanlığa doğru yürüdü. Ve en garip şey şuydu: ben onu takip edebiliyordum ama gözlerimle değil, hareket hissiyle.

O an fark ettim ki kediler karanlıkta sadece görmüyor, aynı zamanda “hissediyordu.”

Duvarın kenarını kokladı, bir an durdu, sonra hızlıca yön değiştirdi.

Ben ise aynı yerde donup kalmıştım.

İçimden geçen şey çok netti: “Ben karanlıkta yönümü kaybederim, o ise yönünü bulur.”

Kendimi en zayıf hissettiğim an

O gece eve döndüğümde biraz çökmüştüm. Çünkü farkında olmadan kendimi bir kediyle kıyaslamıştım. Bu saçma gibi gelebilir ama insan bazen böyle anlarda kendi eksikliğini daha net görür.

Ben karanlıkta bile netlik arıyordum. O ise belirsizliğin içinde bile hareket ediyordu.

Defterime yazdığım üçüncü cümle biraz sertti: “Ben ışığa bağımlıyım.”

Kediler Karanlıkta Nasıl Görür? Gözden Fazlası Olduğunu Anladığım An

Zaman geçtikçe şunu fark ettim: mesele sadece göz değil.

Kedilerin bıyıkları bile birer radar gibi çalışıyor. Hava akımını, dar alanları, mesafeyi hissedebiliyorlar. Kulakları çok daha hassas; en küçük sesi bile ayrıştırabiliyorlar.

Yani karanlık onlar için “görülmeyen” bir şey değil.

Karanlık onların çoklu algı alanı.

Ben bunu öğrendiğimde içimde bir şey kırılmadı ama şekil değiştirdi. Artık o gece gördüğüm şeyi bir mucize olarak değil, bir uyum olarak görüyordum.

Ama yine de içimde küçük bir çocuk kalmıştı ve o çocuk hâlâ şunu diyordu: “Ben de böyle olmak istiyorum.”

Bir kedinin sessiz özgüveni

Kediyi her gördüğümde aynı şeyi hissediyordum: acele etmiyordu.

Biz insanlar karanlıkta hemen ışık açarız. Hemen kontrol etmeye çalışırız. Hemen anlamak isteriz.

O ise bekliyordu.

Ve beklerken bile kaybolmuyordu.

Bu bana çok ağır geldi. Çünkü fark ettim ki ben çoğu zaman karanlıktan değil, kontrolü kaybetmekten korkuyorum.

Kediler Karanlıkta Nasıl Görür? İçimde Kalan Hikâye

Aradan aylar geçti. O kedi bazen hâlâ mahallede karşıma çıkıyor. Artık onu gördüğümde içinde büyüttüğüm o hayranlık biraz sakinleşmiş oluyor. Ama tamamen kaybolmuyor.

Çünkü o bana sadece bir biyolojik gerçeği öğretmedi.

Bana şunu öğretti: Her karanlık aslında aynı değil.

Benim için karanlık bir belirsizlikti. Onun için ise hareket alanıydı.

Bir gece yine defterimi açtım. Uzun süre boş sayfaya baktım. Sonra tek bir şey yazdım:

“Kediler karanlıkta nasıl görür? Belki de soru yanlış. Belki de asıl soru şu: Biz neden göremeyiz?”

Kayseri’nin geceleri ve içimde büyüyen sessizlik

Şehir gece olunca küçülüyor gibi geliyor bana. Sesler azalıyor, insanlar çekiliyor, ışıklar azalıyor. Ama aynı zamanda iç ses artıyor.

Ben o dönem bunu çok net hissetmiştim.

Karanlık sadece dışarıda değil, içimde de vardı.

Ama o kedi her göründüğünde bana başka bir ihtimal hatırlatıyordu: Karanlık, kaybolmak zorunda olduğun bir yer değil.

Son bir bakış

Benzer Konular: Strese giren bir kanarya nasıl anlaşılır ?

Şimdi geriye dönüp baktığımda o geceyi tek bir cümleyle özetleyebilirim:

Ben karanlıkta kaybolacağımı sanıyordum, o ise bana karanlıkta bile var olmanın mümkün olduğunu gösterdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://urbanbixi.com https://kuli.com.tr https://lele.com.tr Sitemap
ilbet giriş