Değerli ziyaretçiler, Essaosgb ekibi bu yazısında “Cesaret denince akla ne gelir” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
Cesaret Denince Akla Ne Gelir?
İzmir’de, güneşin yüzünü fazla göstermediği sabah saatlerinde uyanıyorsun ve kahveni hazırlarken kendine soruyorsun: “Cesaret denince akla ne gelir?” Hani şu, arkadaş ortamında herkesin ağzında dolaşan ama kimsenin tam olarak tarif edemediği o şey… İşte, ben de o soruyu kendi kendime sorarken, mutfakta çaydanlığın buharına bakıp “Belki de cesaret, sabahın altısında kahve yapmak gibi bir şeydir,” diye mırıldanıyorum.
Cesaret, İlk Adımı Atabilmektir
Gerçekten de, cesaret çoğu zaman büyük kahramanlıklarla değil, küçük ama önemli adımlarla başlar. Mesela geçen hafta arkadaşlarla İzmir’in Alsancak tarafında yürüyorduk. Ben hep “Yahu cesaret denince akla ne gelir?” diye sorup duruyordum. Derken birden önümüzde duran dondurmacıya bakıp:
“Hadi bir de karadut deneyeyim,” dedim.
Arkadaşım gözlerini kocaman açtı: “Sen… o karadut işine cesaret mi diyorsun?”
İç sesim: Evet, hayatın riskleri bazen karadutla ölçülür.
Sonra o an fark ettim ki, cesaret aslında bazen herkesin gözü önünde büyük işler yapmak değil, küçük şeylerde sınırlarını zorlamaktır. Karadut meselesi bir yandan komik, bir yandan da insanın kendi konfor alanını test etme anıydı.
Cesaretin Komik Yanları
Arkadaş ortamında cesareti ölçmek için illa da dağlara tırmanmak gerekmez. Bazen cesaret, sosyal olarak “mahçup olmayı göze almak”tır. Mesela geçenlerde bir kafede oturuyordum, yan masada biri telefonunu düşürdü. Ben, kendi içimde şöyle dedim: Hadi kaldırıp ver, yoksa yüzüne bakmadan gideceksin.
Hikaye burada başlıyor:
Ben telefonu alırken: “Aaa, senin telefonun düştü!”
Karşı taraf: “Evet, sağol.”
Benim iç sesim: Tamam, bu kadar da cesur olmaya gerek yokmuş, azıcık komik oldun sadece.
İşte bu tür anlarda cesaret, kendini azıcık saçma hissetmeyi göze almak demek. Ve evet, ben bunu arkadaşlarımla paylaşınca herkes gülüyor ama ben içten içe hâlâ o küçük adımın ağırlığını düşünüyorum.
Cesaret ve Sosyal Labirentler
25 yaşında, İzmir’in sokaklarında dolaşan bir genç olarak fark ettim ki cesaret denince akla gelen şey sadece bireysel eylemler değil; sosyal riskleri de kapsıyor. Mesela geçen ay bir arkadaş toplantısında, sohbet sırasında kendimi bir anda bir tartışmanın ortasında buldum. İçimdeki ses: Tamam, dalgaya gelme, ama fikirlerini söyle.
Ben: “Bence bu işin başka bir yönü de var…”
Arkadaşım: “Vay be, sen fikir beyan ettin!”
İç sesim: Evet, hayatta kalmayı başardın, bravo!
İşte cesaret burada ortaya çıkıyor; kendini ifade etmek, hata yapma ihtimaline rağmen fikrini söylemek. Ve bunu yaparken biraz komik görünmek, biraz da samimi olmak tamamen doğal.
Cesaret ve Günlük Hayatın Kahramanları
Düşünsenize, cesaret sadece büyük başarılarla değil, gündelik hayatın içindeki küçük savaşlarla da ölçülür. Mesela markette sıraya girerken, kasiyerin yanlışlıkla başka birine bakmasıyla oluşan o kısa ama kalp atışlarını hızlandıran an… Veya otobüste yer vermek yerine oturmayı seçtiğinizde hissettiğiniz minik suçluluk.
Benim İzmir’deki hayatımda cesaret, çoğu zaman hem komik hem de düşündürücü bir şekilde karşımıza çıkıyor. Arkadaşlarla denize giderken, “Denize girecek misin?” sorusuna “Hadi gireyim” demek, hem mizah hem içsel cesaretin birleşimi gibi. Sonra suya girip bir süre boğuluyormuş gibi hissediyorsun ama yine de gülümsüyorsun.
Cesaret ve Kendinle Dalga Geçmek
Bir diğer önemli nokta: Cesaret, kendinle dalga geçebilmektir. İzmir’de bir kafede otururken kendimi aynada görüp, “Kahveni dökmeden masadan kalkabilir misin?” diye kendime sorarken, arkadaşlarım gülmeye başlıyor. İç sesim: İşte gerçek cesaret: kendi aptallıklarını kabullenmek.
Bu anlar hem eğlenceli hem öğretici. Kendinle dalga geçmek, cesaretin en komik ve samimi yüzünü gösterir. Çünkü kimse kusursuz değil, ama cesur olmak, kusurlarınla yüzleşmeyi bilmektir.
Sonuç: Cesaret Denince Akla Ne Gelir?
Cesaret denince akla ilk gelen şey, büyük kahramanlıklar ya da destansı olaylar değil. Aslında cesaret, karadut yemekten, fikirlerini söylemekten, sosyal riskler almaktan ve kendi saçmalıklarınla yüzleşmekten geçiyor. Günlük hayatın küçük ama önemli anlarında ortaya çıkan cesaret, hem mizah hem de derinlik taşıyor.
İzmir’in sokaklarında, kafelerinde ve deniz kenarında gördüğüm cesaretin yüzleri, bana şunu öğretti: Cesur olmak, sadece büyük olaylarda değil, günlük hayatın içinde kendini ifade edebilmek, hata yapmaktan korkmamak ve biraz da komik olmak demek. Ve evet, bazen cesaret, sadece karadut yemeye cesaret etmektir.
Ama bir dahaki sefere, arkadaşlarla otururken karadut sipariş ederken, bir kahkaha patlattığında ve içten içe düşündüğünde, hatırla: işte o, hayatın küçük ama gerçek cesaret anlarından biri.
Bu içeriğimizle “Cesaret denince akla ne gelir” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Essaosgb okurlarına sevgilerle!
Benzer Konular: MMDDYYYY ne anlama gelir ?