İçeriğe geç

Göklere çıkarmak anlamı ne demek ?

Bir Filozofun Bakışıyla: “Göklere Çıkarmak” Ne Anlama Gelir?

İnsanoğlu, varoluşunun ilk gününden beri anlam arayışındadır. Sözcükler, bu arayışın izlerini taşır; kelimeler, düşüncenin en küçük ama en derin birimleridir. “Göklere çıkarmak” ifadesi de böylesine zengin bir anlam alanına sahip bir deyimdir. Bu ifade yalnızca birini övmek ya da yüceltmek değildir; insanın başkasına, değerlere ve hatta kendi ideallerine yüklediği anlamın felsefi izdüşümüdür.

Bir filozofun gözünden baktığımızda, bu deyim hem etik bir sorgulamayı hem bilgiye dair bir çerçeveyi hem de varoluşun doğasına ilişkin bir tartışmayı beraberinde getirir.

Etik Perspektiften: Yüceltmenin Sınırları

Etik açıdan “göklere çıkarmak”, bir kişiye veya düşünceye hak ettiğinden fazla değer atfetmekle ilgilidir. Bu durum, insanın değer yargılarının dengesini bozan bir eğilimdir. Aristoteles’in “ölçülülük erdemi” burada temel bir rehber sunar: Aşırılıktan kaçınmak, faziletin özüdür. Birini göklere çıkarmak, ölçülülüğü yitirip hayranlığın körleştiği noktaya varmaktır.

Peki, birini ya da bir fikri neden göklere çıkarırız?

Çoğu zaman bu, kendi eksikliklerimizi gizlemenin bir yoludur. Başkasını yüceltirken, kendimizi o değerle özdeşleştiririz. Fakat bu durum, etik anlamda bir bağımlılığa dönüşebilir. Gerçek övgü, kör yüceltmeden değil, bilinçli takdirden doğar.

Etik sorgulama açısından şu soruyu sormalıyız: “Birini göklere çıkarırken, aslında kimi yüceltiyoruz: onu mu, yoksa kendi idealleştirilmiş benliğimizi mi?”

Epistemolojik Bakış: Bilginin Yüceltilmesi ya da Körleşmesi

Bilgi felsefesi, yani epistemoloji, “göklere çıkarmak” eylemini bilginin doğası üzerinden sorgular. İnsan, kimi zaman bilgiyi, ideolojiyi veya bir öğretmeni mutlak doğru olarak görür. Ancak mutlak doğruluk iddiası, felsefi bilincin sonudur.

Bir düşünceyi göklere çıkardığımızda, onu sorgulama alanından çıkarırız. Böylece eleştirel aklın yerine inanç, rasyonelliğin yerine dogma geçer. Bu durum, Platon’un “Mağara Alegorisi”ni hatırlatır: Gerçek zannedilen gölgeler, hakikatin önüne geçer.

Oysa bilginin özü, sürekli sorgulanabilirliğinde yatar. Bilgiyi göklere çıkarmak, onun canlılığını yitirmesine neden olur.

Şu soru, epistemolojik bir dengeyi yeniden kurmamıza yardımcı olabilir: “Bir bilgiyi göklere çıkardığımızda, öğrenmeyi mi güçlendiriyoruz yoksa düşünmeyi mi sınırlıyoruz?”

Ontolojik Boyut: Varoluşun Yüceltilmesi

Ontoloji, yani varlık felsefesi, “göklere çıkarmak” ifadesini varoluşun anlamı üzerinden yorumlar.

Birini göklere çıkarmak, onu “insan-üstü” bir konuma taşımaktır. Bu eylem, insanın kendi varoluş sınırlarını unuttuğu bir hayranlık biçimidir. Heidegger’in deyimiyle, insan varlıkla ilişkisini unuttuğunda, “varlığın hakikatinden uzaklaşır.”

Yani birini göklere çıkararak aslında onu değil, kendi gerçekliğimizden uzaklaşırız.

Bu bağlamda, göklere çıkarmak ontolojik olarak bir “yabancılaşma”dır. İnsan, yücelttiği figürde kendini kaybeder. Gerçek anlamda değer vermek, yüceltmek değil, anlamakla mümkündür.

Birini anlamak, onun insani sınırlarını da kabul etmektir. Bu kabul, hem kendi varlığımızı hem de başkasının varlığını sahici kılar.

Denge Arayışı: Ne Aşırı Övgü Ne Kayıtsızlık

Felsefi düşünce, her zaman dengeyi arar. “Göklere çıkarmak” ile “yerin dibine sokmak” arasında insanın adalet terazisi vardır.

Ne mutlak övgü ne mutlak küçümseme gerçeği temsil eder. Gerçek, bu iki uç arasında, eleştirel farkındalıkta bulunur. Kant’ın eleştirel aklı bize şunu hatırlatır: İnsan, hem hayran olabilir hem de sorgulayabilir. Bu ikisini bir arada tutabilmek, olgun bir düşüncenin göstergesidir.

Felsefi Bir Sonuç Yerine: Sorgulamanın Kapısı

“Göklere çıkarmak” bir mecaz değildir sadece; insanın anlam verme biçimidir. Kimi zaman sevgiden doğar, kimi zaman bilgisizlikten. Ama her durumda, insanın değer üretme kapasitesini gösterir.

Gerçek bilgelik, göklere çıkarmak yerine anlamaya çalışmaktır. Çünkü anlamak, yüceltmekten daha derin bir eylemdir.

Son olarak, düşünsel bir soru bırakalım: “Birini göklere çıkarmak mı, yoksa onunla birlikte göğe bakabilmek mi daha değerlidir?”

Belki de felsefenin cevabı, göğe değil, birbirimize nasıl baktığımızdadır.

6 Yorum

  1. Tuğba Tuğba

    Göklere çıkarmak anlamı ne demek ? ilk cümlelerde hoş bir özet sunuyor, ama daha net ifadeler görebilirdik. Benim gözümde olay biraz şöyle: Göklere çıkmak ne anlama geliyor? “Göklere çıkmak” deyimi iki farklı anlamda kullanılabilir: Pek çok yükselmek . Örnek cümle: “Benim gözümde bu davranışıyla göklere çıktı”. Çok para karşılığında, bir işi en iyi biçimde yapmak . Örnek cümle: “İşinizi, göklere çıkmak için elimizdeki tüm imkanları zorluyoruz”. Göklerden indiği varsayılan ne demek ? “Göklerden indiği varsayılan” ifadesi, Kuran’da geçen ve “yere girip çıkan, göğe yükselip inen” ifadeleriyle ilişkilendirilebilir . Bu ifadeler, güneş, ay ve yıldızların hareketlerini işaret ediyor olabilir .

    • admin admin

      Tuğba!

      Yorumlarınız yazının akışını iyileştirdi.

  2. Burhan Burhan

    Konuya giriş sempatik, sadece birkaç teknik ifade fazla duruyor. Bence küçük bir ek açıklama daha yerinde olur: Varsayılan ne demek? Varsayılan kelimesi, kullanıcı tarafından açıkça başka bir belirtim yapılmamışsa geçerli sayılan, en olağan değer, parametre, bağlantı noktası vb. seçeneği anlamına gelir . Diğer anlamları arasında: Bilgisayar : Fabrikanın belirlediği orijinal yazılım programlama ayarları . İngilizce : Varsayılan, varsayılan değer, varsayılan seçenek gibi karşılıkları vardır . Gökleri ve yeri hak ile yarattık ne demek? “Gökleri ve yeri hak ile yarattık” ifadesi, Allah’ın gökleri ve yeri gerçek bir sebep ve hikmetle, büyük bir nizam içinde yarattığı anlamına gelir .

    • admin admin

      Burhan!

      Katkınız sayesinde metin daha net bir hâl aldı.

  3. İclal İclal

    Giriş sakin bir anlatımla ilerliyor, ancak biraz renksiz kalmış. Aklımda kalan küçük bir soru da var: Gökten indiği düşünülen ne anlama geliyor? “Gökten indiği sanılan” ifadesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Kasım 1937’de TBMM’nin açılışı sırasında yaptığı konuşmada kullandığı bir tanımlamadır. Konuşmanın ilgili kısmı şu şekildedir: “Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz”. Atatürk bu sözüyle, kutsal kitapların dogmalarını kastetmiş ve bunların yaşamdan alınan ilhamlarla bir tutulmaması gerektiğini ifade etmiştir.

    • admin admin

      İclal!

      Katkınız yazının daha anlamlı hale gelmesine yardımcı oldu.

İclal için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet giriş